bilgi@adnansayar.com
0538 941 54 59
Pzt – Cum
09.00 – 17.00
Cmt
10.00 – 14.00
Göğüs cerrahisi; akciğerler, plevra (akciğeri saran zar), göğüs duvarı, mediasten (göğüs boşluğunun orta bölgesi) ve solunum yollarını ilgilendiren hastalıkların cerrahi tanı ve tedavisini kapsayan ileri bir cerrahi uzmanlık alanıdır.
Bu alanda yapılan cerrahiler; doğru tanı, ayrıntılı görüntüleme, multidisipliner değerlendirme ve cerrahi deneyimin birleşimini gerektirir. Her hasta için hastalığın evresi, genel sağlık durumu ve yaşam kalitesi hedefleri göz önünde bulundurularak kişiye özel bir tedavi planı oluşturulur.
Göğüs cerrahisi kapsamında;
Akciğer tümörleri
Plevra hastalıkları
Göğüs duvarı lezyonları
Mediastinal kitleler
Travmatik göğüs yaralanmaları
gibi çok geniş bir hastalık grubu ele alınır. Amaç yalnızca cerrahi müdahale değil; hastayı sürecin her aşamasında doğru bilgilendirmek, güvenli bir iyileşme sağlamak ve uzun dönem sonuçları en iyi seviyeye taşımaktır.
Göğüs cerrahisi; akciğerler, plevra (akciğeri saran zar), göğüs duvarı, mediasten (göğüs boşluğunun orta bölgesi) ve solunum yollarını ilgilendiren hastalıkların cerrahi tanı ve tedavisini kapsar.
Akciğer kanseri, akciğer nodülleri, plevra sıvıları, mediastinal kitleler, trakea darlıkları ve bazı doğumsal anomaliler bu alanın başlıca konularıdır.
Her hasta için cerrahi gereklilik, ayrıntılı tetkikler ve multidisipliner değerlendirme sonrası belirlenir. Amaç, en doğru zamanda ve en uygun yöntemle müdahale etmektir.
Hayır. Her akciğer hastalığı cerrahi gerektirmez. Birçok durumda ilaç tedavisi, takip veya farklı girişimsel yöntemler yeterli olabilir.
Cerrahi; genellikle hastalığın tanısı, evresi, ilerleme durumu ve hastanın genel sağlık koşulları göz önünde bulundurularak planlanır. Gereksiz cerrahiden kaçınmak, en az cerrahi kadar önemli bir ilkedir.
Minimal invaziv cerrahi (VATS veya robotik cerrahi), uygun hastalarda güvenle uygulanabilen modern bir yöntemdir; ancak her hasta için uygun değildir.
Hastalığın yaygınlığı, tümörün yerleşimi, daha önce geçirilmiş ameliyatlar ve solunum kapasitesi gibi birçok faktör bu kararı etkiler. Uygun olmayan durumlarda açık cerrahi daha güvenli bir seçenek olabilir.
Önemli olan, yöntemin değil sonucun güvenli ve etkili olmasıdır.
İyileşme süreci; uygulanan cerrahi yöntem, hastalığın evresi ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişir.
Minimal invaziv cerrahilerde genellikle daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı toparlanma beklenir.
Ameliyat sonrası dönemde;
Solunum egzersizleri
Düzenli kontroller
Gerekirse onkolojik takip
büyük önem taşır. Her hasta için takip süreci kişiye özel planlanır.
Cerrahi karar öncesinde genellikle:
Bilgisayarlı tomografi (BT)
Gerekli durumlarda PET-CT
Solunum fonksiyon testleri
Kan tetkikleri
gibi değerlendirmeler yapılır. Amaç; hem hastalığın doğru tanısını koymak hem de cerrahinin hasta için güvenli olup olmadığını netleştirmektir.
Bu süreçte hasta, yapılacak işlemler hakkında ayrıntılı olarak bilgilendirilir.
İlk görüşmede hastanın mevcut şikayetleri, daha önce yapılmış tetkikleri ve genel sağlık durumu değerlendirilir. Gerekli görülürse ek tetkikler planlanır.
Cerrahi veya takip kararı, tüm bilgiler ışığında hasta ile birlikte alınır. Sürecin her aşamasında şeffaf iletişim ve hasta bilgilendirmesi esastır.